Ali Cengizkan

Resim Ve Behçet

Bir resmin düşündürdükleri çoğunlukla daha büyüktür re-simden çünkü pembe yanaklı oğlan var mıdır yok mudur, güçlüve pazulu tanrının yanında gıcırdayan bir kapı gibi duran bababelki kızıyordur karısının sırıtmasına ve kızgınlık, gönüllü biresnaf gibi kendini durmadan ucuzlatıyordur.

Bir resmin düşündürdükleri taşar çerçeveden, altındaki sehpayaakar yapışarak gönlün çekmecelerine, mineli tutmaçlara, sabunkokan kağıtların altına, sarartarak o kağıtları ne sandınız, naf-talin kokularını sindirerek içine, ben o zamanlar resimlerin için-deydim ne sandınız, benim de akardı gönlüm başkalarının res-mine, benim de dökülürdü saçlarım başkalarının göğüslerine nesandınız ve çekmeceler açılırdı gönüllerle birlikte.

Bir resmin düşündürdükleri farklıdır bir fotoğrafın dü-şündürdüklerinden, çünkü fotoğraf gerçeği vererek (sahi gerçekneydi, ne sandık) düşündürdükten sonra başladığından düş-lendirmeye, daha verimlidir zihnin toprağında, suyla yürüyenErzincan'dır, suyla konuşan Amasya; höyükle apse yapan Gor-dion'dur, çağıl koşan Kalkedonya, boncuk boncuk mozaik ter-leyen Antiokya, uzak duran Ancyra.

Bir resmin düşündürdükleri farklıdır bir resimden, şu söy-lediğim sözden, o resmin fotoğrafından,yaşayan tenden...

Örneğin Behçet'ten...