Ali Ayçil

Hem Yaralı Hem Yakını Bir Yaralının

Hem yaralı hem yakını bir yaralınınkırıldı kuş sesinden direkleri dünyanın, kaldım eşikte sübyankaldım cümle ovayla temmuzun köklerinde, yaşlanmış ağaçlara dert oldum.Kimi görsem dedim işte burdayım, iki ince boynumun arasındakimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan.

Yürüdüm benle birlik ağır bir halk yürüdüsuya baktı ağırdı, güze düştü ağırdı, yola vurdu ağırdı.Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime: neyin var taşınacak?şu kırık dal sesinden, şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başkaneyin var sen gidince aklı sende kalacak!

Şehirden Erzurum kitaplardan Krişnaüzerime uzattım gerneştikçe yorgun düşen evleri, hiç yaşlanmadı akşamhiç yaşlanmadı bana bütün ana dillerden kar toplayan çocuklar.Kurutulup saklanmış bir hayatım yok diye beni boşladı kışlakindim aşağılara, ilk seferde dürülmüş sancak gibi açık kaldı maceram.

Hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.Yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyiki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolakve neden baktığımda büyüyor ölü balık gözleri.

Yurtsuz Marek* beni çiz benden başka göçmen yokboştu varlığın evi iki ince boynumla salındım ortalıkta.Bak nasıl da oturuyor üstüme sararmış otlakların uzaktan görünüşütrampetler çalınca toz kalkan bir kasaba gibi duruyor yüzümsoyuldu her bir yanım günlere yapışmaktan, hâlâ sütten kesilmedi bu yara.

*Marek Brzozowski. Göç temasını işleyen Polonyalı bir ressam.

(Dergah Dergisi, 174)

Temalar