Akgün Akova

Ayşegül

bir ırmak seni çağırıyor AyşegülHitit tapınaklarını aşıp Anadolu’nun tüylerini ürperten rüzgarbir gökdürbünü çağırıyorve samanyolunu ıslatan gözyaşları yıldızlarınilk aşkından beri arayıp durduğun o anlam çağırıyor senio anlam,yaşamı gözlerinden öpmek için sabahın buğulu aynasındabir kuş çağırıyor seni, dünyaya kanat takman içinve nereye varacağını kestiremediğin yollarki sen ayakkabılarını arıyorsun ve bulamıyorsunbir zürafa çağırıyor,boynundaki kravat ağrılarını geçirmen içinbir tren çağırıyor,öküzlerin şaşkın bakışlarından kurtarasın diye onuAyşegül seni,seni Cervantes çağırıyor,

“Don Kişot artık neden okunmuyor Ayşegül Hanım?bakın üzüntüsündenülkenizin Milli eğitim Bakanı’na benzedidostum Sanço! ”bir ateş çağırıyor seniİnebahtı’da batan tek kollu bir kadırgaveÇanakkale’de bataryaların önünde diz çöküp ağlayan aykırmızı bir yağmur çağırıyor seni AyşegülÇatalhöyük’te kapısı yıldızlara açılan evlerıssız adalar ve devrim yürüyüşleri çağırıyor seni aynı andaellerin başka yere gidiyor ayakların başka yereilkokul öğretmenin Şaziye Hanım çağırıyor,

“Ayşegül, yavrum nereye gitti güzelim Türkçemiz? ”

yoksul bir çocuk çağırıyor seni, oyuncağı olur musun diyebir yaprak, bak o niye çağırıyor vallahi bilmiyorumbir dudak çağırıyor seni,gözlerin çay bahçelerine benziyor diyeAyşegül, farkında mısın, bu şiir çağırıyor seniseni vebir dağ yolundan başka bir şey olmayanve yalnız çıplak ayakla yürününcetadına varılanaşkı

Temalar