Ahmet Telli

Gittin Ya

IGittin ya; denizlerin çekilmesiDalgaların eğilişi, turnaların göçüBunu anlattın bana, bir rüzgârBunu fısıldadı geçip giderken

Bekle dediydim, gör yelkovanÜrperişini ve getirdiği müthişRüyâyı; o cümbüşü, çengiyi;Hepsi esmerdi, çok esmerdi.

Bir esmerlik kaldıydı sesindenBir de kum saati, çöl akrebi;Billûrun parçalanmış ânıydı, kiYüzüne sızdıydı ışk’ın şeraresi

Suyu fısıldayan çıkrık, koyuYalnızlığa dalmıştı ve oradaBirikmişti zamanın esmer birVedâya benzeyen hikayesi

Gittin yaDaha çok özleniyorsun şimdi

IIGittin ya, bulutun dağa, dağınYamaca dediği şuydu galiba:Mecnun çöle döndürür kalbinYurdunu, Leylâ ise vâhaya

Belki sayıklamaya benzeyenSözler kalır aykırılıklardan, kiUzun uzun ulur içindeki kurtZamanı kemiren uzaklığıyla

Hayat ile zaman bir muammaOlup hazırlıyor ya aldanışlarıUnutmak dediğimiz kör ışıltıOrada sızıyor kalbin yurduna

Ah, yine sitemsiz bir tayınGölgesi düşüyor dağ geçidineSağrısında mahmuz yaralarıEşkininde uğultulu bir uçurum

Gittin ya, âzâd edilen eşkıyaBoşluğa düştü rüyadaydı güyâSonra yürüyüp gittiydin işteDilinde kül tadı, geçmişindeSevdakâr bir hikâye bırakarak

IIIKedisi sokağa kaçmışBiriyim ben ve içimdeKekeme bir kuşÖtüyor ötüyor ötüyor

Ve son günlerde durmadanYalpalıyor bütün sözlerBirisi adımı sorsa meselâDilim sürçüyor