Barbar Ve Şehla
I'hayyam, yalnızdın sevgilinin yanındaşimdi gitti, artık ona sığınabilirsin' rivayetdi ve zaman sakinbir su gibi hareleniyordusenin için orman uğultularıuzun kış geceleri getirdimartık okunmayan masallardan bildim ama bilemeyip düştümyollara ıslığımdaki gül kokusuylaçünkü gül mağrur bir yalnızlıkyahut dalgın bir keder olarakyakışırdı senin şehla sesine 'rivayetdi ne zaman sahi oldubildim bilemedim sahi nasıl soldu' anka'nın beni bıraktığı yerdebarbarlara rastladım, en çokseni andırıyordu incelikleriseni ve senin şehla duruşunurüzgar doldurdular ceplerime oysa ben yılanların deri değiştirdiğibir çöl arıyordum kendi çölümdegövdemin çağına ulaşmak'çinmatematik ve şiir çalışıyordumtarihse barbarlık öncesi devirlerdi 'rivayetdi ne zaman sahi oldubildim bilemedim sahi nasıl soldu' dağlarımda yangın ovalarımdatûfan hikayeleri anlatılırkenmasaldan masala, efsanedenefsaneye sığınıyordum ve bensıfırı öğreniyordum aztekler'den şiirse şehla sesine benziyorduyani yalan yani kara bir zulüminceliğin barbar duruşu belkivak'anüvis edasıyla geziniyoryenildiğim tüm alanlarda şimdi 'rivayetdi ne zaman sahi oldubildim bilemedim sahi nasıl soldu' bir kez daha uğradığımızcinayet yerine benziyorunutmak istediğimiz ne varsameğer ne çok biriktirmişimunutmam gereken şeyleri duruşunu, şehlasesini meselayatağımda kalan sıcaklığınıyastıkta başının bıraktığı çukuruen çok da bir yolculuğa çıkarkendönüp dönüp sarılışını 'zaman bir su gibi hareleniyor yinerivayetdi ne zaman sahi oldu' IIuzun uzun susuyorsun bir gülü koklarkenyüzün büsbütün gülistan oluyor ve bittisandığımız yerde yeniden ürperen aşkhangi hatıralarla kanadı hangisinde sustubiz hangi şehirde güller taşıdık odamızahangisinde yaralarımızı saracak bir dostbir yoldaş aradık ölürcesine, yoktular zilsiyah hatıralar edinmişti şehirler ve barbarzamanlardı şehla sessizliğimizde nice yıkımlardan kurtardığın şeydi susmakadressiz yaşamalardan, mutsuzluklardanumutlardan geri kalandı ve yakıştırdınkendine, yüzünün biçimi buradan geliyoriki şehir, iki darbe arasında geçirdiğin yıllarsana bir onur gibi susmayı ekledi ki güllersessizliğin koynunda bulurlar renklerini ayrılıkların bir rengi vardır, susuşlarınbekleyişlerin, yalnızlıkların da öyleşehrin görüntüsü unutmanın rengine benzeristasyonlarsa özleme dönüktür nedenseve bir köşesinde mutlaka taşra kokusukokunun rengi nasıl yayılır bilirsingüllerden, fesleğenlerden ve acılardan hiç konuşmayalım istersen susmak bir dilbir hatırlamak olsun yitirdiğimiz ne varsahatırlamak deyince içimden bir rüzgarışıkları söndürülmüş kasabalar geçiyorkomşu bahçeden hoyratça kopardığım güllerkendimi pekos bill yerine koyduğumgünler düşüyor içime, kendime sığmıyorum hatırlamak deyince annemin öldüğü güniçimden bir mürekkep ırmağı akmıştıse ve ateş, hava ve toprak ve her şeycıvaya dönüşmütü orada, ikide birgülkurusu yolculuklara çıkışım bundandıyön duygumu galiba o zaman yitirdimhangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada zarif hatıralar edinmiştik sokağımızdanve eğilip bakardı geçip giden bulutlarsen mektubundan önce gelirdin, kuruyanfesleğenler için yas tutardık yazsonlarıdevrim bir ihtimal olarak kaldı diyenleresessizce itiraz etmeyi öğrendik o günlerdedokunsalar akasyalar gibi yaprak dökerdik şimdi ürperten, onaran bir şey var, sen bir gülüuzun uzun koklayarak anlatıyorsun bunukalbimizse küllerin altında kalabilen iki köziki cehennem; imlası bozuk mektuplar gibiyizçünkü imla evlilikle biten aşklara benziyorrüzgarını yitirmiş vadiye, bulutsuzyağmursuz bir gökyüzü de diyebilirsin uzun uzun susuyorsun bir gülü koklarkenhatırlamak böyle bir şey olmalı diyorumunuttuğumuz ne varsa barbarlar sızıyorbizse şehla bir isyan oluyoruz şehrinzilsiyah hatıralarından sıyrılaraksevmek böyle bir şey herhalde diyorumsen uzun uzun koklarken bir gülü ve yüzünün doğusu gül kokuyor çünkü doğugülistandı dağın ve destanın bize anlattığı