Ahmet Selçuk İlkan

Göçebe Ruhlum

Göçebe Ruhlum

Aramıza Toros dağlarını koydun da ne oldu?Değdi mi inadına bu hasret kaçağımYılları bir kör duvar gibi önümeYolları prangalar gibi ömrümeVe sensizliği nikahlar gibi kalbimeGidişinin üstündenKaç mevsimi gelin ettimGel gör kiYine de susturamadım hıçkırıklarını umutlarımınDönüp dönüp bıraktığın bir beyaz mendileSarılışım ondanVe ardından serseri yıldızlar gibiSeni şehir şehir arayışım ondan

Duydum kiGözlerini yağmurlu bir gecede Malatya'da bırakmışsınEllerini Konya'da Mevlana Türbesinde bulmuşlarSaçlarını bir deli rüzgar almışAkdeniz'in tuzlu sularında götürmüşAyak izlerin hala Assos'un kumlarındaVe dudakların hala ağlamaklıAnkara'nın o en soğuk taş duvarlarındaBursa'nın yeşilinde güneşinErzurum'un karlarında ateşinİzmir'in imbatlarında en ıslak bakışın kalmışGörüyorsun işteBana yine seni toplamak düşüyorBeni de sokaklardan sokaklara çarpmakOysa yüreğim bu ağustos sıcağındaSensizlikten buz kesmişYuvasız kuşlar gibi üşüyor

Hani derler ya'Diyarbakır, Diyarbakır olalıBöylesine zulüm görmediİnan ki göçebe ruhlum inan kiBu şairindeAnasından doğdu doğalıBöylesine acı çekmediŞimdi soruyorum sanaBir sabahGebe bırakıp gitmeseydin umutlarımıBen böylesine hayaller doğurur muydum?İstanbul'un bu en köhne sokaklarındanArdahan'ın en ıssız dağ köylerineBöylesine acıBöylesine zehirBöylesine asiŞarkılar haykırır mıydım?

BiliyorumYetmedi sana bu sevdaYetmedi sana bu aşkSana gelen tüm trenleri kaçırdımSana giden bütün otobüsleriAcılar istasyonunda biletsizim şimdiÇıkışım yok, dönüşüm yasakİstesem de gelemem artıkUzakların en uzağındaSonsuzluğun sonundasınSen de bekleme beniHadi durmaYeni ülkeler bul kendine,yepyeni adreslerMesela KatmanduMesela HindistanMesela TibetOrda da yeni aşıklar bul kendineOnlarda benim gibiÖnce şairSonrada doğduğuna pişman et

Oysa yıllardırKutsal bir emanet gibi sakladım aşkınıVe seni bekledimHer sabah terkedilmiş istasyonlardaHiçbir sevgiliBöylesine kanatmadı gözlerimiHiçbir sevgiliBöylesine sökmedi yüreğimiRüzğar bile dokunsa ağlarım şimdiBak hala parmak izin duruyor avuçlarımdaVe her gün aynı soru dudaklarımdaSana böyle yanmaktanSeni böyle sevmektenseDağ başlarında taş mı olaydım söyle?Ah benim göçebe ruhlumAh benim kaçağımAh benim bağrıma saplanmış esmer bıçağım.