Aklımın Buzulları
susarlar,sustular mı konuşmazlar bir daha,ses, yırtıcı bir hayvan olur, dağından iner,vurur pençesini üzerlerine. o yüzden
kırgındırlar,yorulmuş düşüncenin ağırlığından.güneşin ışığını ararlar, öyle sıradan,herkesi ısıtan, ama bulamazlar. artık ondan
çay içerler,çay saatleri durma saatleridir.bir yazı sayfasının kenarında düşünürler:düşünmek durarak damıtmak mıdır? kımıldamadan
bir şehirde yaşarlar,şeytanın evinde kiracıdırlar.düşlerinden çözülen ince dekorda,bir başka dünyaya bakar gözleri. vakti gelince
severler,ateşli bir silah patlar sevince, ses vurulur.yazlık elbiseler giyerler; bürünüp beyazlaraşeytanın bir adım önünde dans ederler. belki şimdio başka dünyada hâlâ…