Ahmet Günbaş

Halkapınar

Nerede o gölÇocukluğumun denizi HalkapınarHemen kıyısında okulumunDers aralarıKoşup sularında taş sektirdiğimKağıttan gemilerim,görünmez tayfalar

Yedisinde gurbet artığı bir çocuğunUyumsuzluğunu, iç sıkıntısınıAşina bir dost gibi sineye çekenHangi dilden konuşursan anlarNedensiz ağlamaların, suskunluğunBirden çözüldüğü duruluklar

Nerede o göl, HalkapınarSular ilk orada mı dinlenirdiDüşüp ıslanır mıydı bulutlarKuşlar kuşlara neler söylerdiBir yanı oyunbaz koruluklar

Çıkmaz sokağımızın kara fırınıBölünce uykuları ekmek kokusuylaDüşerdik yola Nam Dayı'ylaGölün ağzından yem çıkarmayaSonra yeşile doygun bahçeleri geçipGümüş renkli Manda Çayı'nıUzanırdık Körfez'e balığa

Tişre bir dünyaydı kıpır kıpırGelsin karagöz, barbun, çipuraTahta masalarda kafalar dumanlanırNazarlı radyolarda Zeki MürenEşiklerden taşan kahkahalarGöz süzerdi söyleşilere asmalarGelinlik akasyalar fışıldaşır

Yok oldu pencerelerde sardunyalarTop top fesleğenler, karanfillerBeyaz badanalı evlerdesoluyan rüzgarSelamsız sabahsız çekip gittiler

Nerede o gölÇocukluğumun denizi HalkapınarDoldurulup betonlaşmış üzeriŞimdi otogarHangi yolcudur ki belleğindeyitik bir gölden kalktığını anımsarEski haritalar gibidir eski aşklarİzmir kan tükürse de ciğerparemBir anlatan bulunur elbetteKatlanır katlanır da ortaya çıkar

Ne yürek yorulur, ne gönül uslanır