Ahmet Günbaş

Fibula

I.

Bir tasın çınıltısı taşçıl sarnıctakamaştırır tarihini bre şairkavruk duyarlığınla kıvranırken

Derin Frig vadisine gizlenmişse zamanyitik sözcükleri bulup çıkarmayaupuzun kulakları olmalı insanınSesçil toprağından seken her fısıltıyakulak kabartmalı biteviye

Ancak kulakkanat bir yaratıkalnının teriyle süzülür höyüğündensürükleyip ardından arkaik bir yağmuruMidaslı söylencelerin ipiylerüzgârın gönderine çeker dupduru

II.

Eski bir kente geldiğim doğruDemem o ki okunmayan kitaplar gibigidilmeyen kentler de yenidir

Bir dizeyle iğneleyip iki yakasınıPorsuk’un göğsünü pullayan imgelerleballı şarap tadında aşklara bandı mıkucağında lüle saçlı sevgilinintiril tiril hafiflermiş konuğu

Gördüm ve zilzurna yaşadım bunu

Siz ey ateşböcekleriyle harlanangecenin çılgın dipsomanlarıRahmi, Erol, Olcay, Necmi, Şakir!

Demirden düdükleri de olsa ayrılığınBir kent en güzel şiirle eskitilir

Eskişehir, Kasım-2006