Ahmet Ada

Yeni Kantolar’dan Mısralar

“Ama onlar bir türlü anlamıyorlarHüznün de bir ölçü olduğunu”…“Kapısı çarpıp duran bağ evinde”“Benden toprağa gitmekte olanı görüyorum”…Kayanın sümbülünü leylağını, çılgın aylarınıMevsimlerin bırakıp gitti. Yeni oldu öleli.…Kimdi dünyayı güzelleştirmek isteyenDurdurup parmaklarından akan zamanıGeleceğe başlangıç çizgisi çeken?…Annelerinse kırgınlıklardan hüzne döndüğünüHüzün varsa yerleşen bir şey olduğunu…Bizi yılların acılarıyla bırakıp gittilerHer gölgeye her ağaca ateş ettiler…Anılar kalır daracık sokaklardaGirsen ara sokaklara öpersinOn yedi yaşının alnından…Konuşuruz bunları yani çocukluğuYani yaşlılığı, yıkım taşlarını, nedenseBize sıkça uğrayan parsı anne…Acının yaşı yoktur, biliyorumÇağımıza özgü acı kökü tattım…Türkçe sapak, dilim tutuk, sözcükler yırtıkBekliyorum minibüsler getirmiyor sesiniTıka basa dolu çarşılardan, ölü sulardan…Kenti bir orman yalnızlığı sardığındaDünya içinde bir başka dünyayken insan,…Portakal ağaçlarının çiçekleri senin içinİçimde yıkılan kuleler, ormanlar bile…Elleri deniz bahçelerinde şamdanlardıGörkemli bitkiler vardı iri gözlerinde…Geç mi kaldım geldim işte Kevserİçimdeki hüzün anıtlarını yatıştırdımBuğulanıp taşan göğü getirdim…Dolardı ruhuna yıldızlara baka bakaDünya, gürültülü o koca orman…Ağaca bakarım seyretmek için kendimiTutkuya bürünmüş ağaç benim işteKöklerim derinlerde ısıtır deniziYapraklarım yağmuru çağırır sürekli…Bu şiirde her dize kendi başına uçarUçmasını bilen fıskiyeler için denizRüzgâr değişmelerin olgunluğunu getirir…Eşyanın düşey konumu yalnızlık ortamındaEşyanın çiçek açan yalnızlığı için deniz…Acı verir güneşler sabahlar ikindilerSuyun yüzeyi şimşeğin tadı ısırganın öpüşü…Dön dolaş yayıldım dört bir yanaDünyamı şaşırdım Kevser. Ben turna, ben yonu,…Topluiğne başı olalım, nesnelerin uzantısı,Vakit geldi, büyük olsun yalnızlığımız…Boşalan yağmurlarız, su kenarlarında sazBirkaç kişiyiz Ayşe Celâl VeyselKonuşurken hüzün anıtları devriliyor…Vakti mi sordunuz, vakit tamamDönelim kış bahçesine denizin…Yapraklarının altında deniz desemAğaç desem bir kara ağaçYürüyor içimde denize doğru…Pars gök rengini solduran güçGizliyor parçalanmış ağzını rüzgârdan…Sesini kokladım kokusunu gördümAkdeniz bu…Yaşlı bir denizci gibiİçimde sürüp gidiyor denizin serüvenleri…Gitsem gelmesem çocukluğuma KevserSiyah beyaz bir kare çiçekleri sulayan annem…Üstümden dönü döne geçen turnalarDa yok. Neye baksam nerede dursamDüş gücüm kilitlenmiş ruhum çalınmışElimden alınmış taşların dinginliği de…Bir çiçeği bozguna uğratır, dönersin denizeDerine, en derine, yüzünde yüzlerce dalyan…Esmer bir çiçek çelik yelekleri delerRuhum buna bir anlam veremez…Bağırasım geliyor sesim yırtıcı kuş sesiKimse yaşamın anlamından söz etmiyor…Sarkıttığım kuyuyu. Görebilir miyimNe kaldıysa, ne kaldıysa çocukluktan…Kırılan bir zaman belki ânın ağırlığıBaktıkça sıkıyor ruhumu kımıldayan gök…Bir hüzün salkımıİki kaşın arasında…Silmeye çalışma çıkmıyor KevserÇocukluk lekelerini…Dipte, taa derinde uğultusu dalgalarınBunalıyor derya içinde…Annem öleli bir yıl oldu, oturduğu kanepedekiBoşluğu ver. Bu nobran bu pörsük dünyaAvlamadan beni çekip gitmeliyim…Bir şey söyleyecek değilim sanaBugün kenti dolaşırsın ite ite bir çiçeğiÖylece akıp gidecek avuçlarımdan günlerÖylece yatacağım suların ağırlığı altında…Ne zaman can alıcı sözcüğü bulsamBenim o kılıç yüzü kendine dönük kırılganBenim o bahçede sessizce dolaşan kaplan…Bu acı çekmiş gök, bu acı toprakBu hızlı hızlı büyüyen otSulardan kurtulmuş bu yıldız…Düşünü kurdum yıkıntılardan doğacak kuşunDüşünü kurdum denize açılan kapılarınDüşünü kurdum yıldızlı gecelerin…Sonra gider çocukları öldürülmüş annelereoğul olurumEy Beyrut! Öğrenci çantaları, kırık oyuncaklar..…Kudüs’te çatılarda güvercinler olurYağmur yüzlü çocuklardır onlarTerk edilmiş semtlere doğru uçarlar…Daha çok, göl uzakta kaldı,‘Kimse kamış olmayı düşlemiyor göllerde’…Öyle derinlere küllerinden doğan sözcükler denizineGömün beni gömün beni taşın yüreğine…Ruhum kanıyor gelmeyeceğini bildiğimden,Arka bahçeden Akdenizli çocukluğumun.…Bir Pars değil miyim kendi kendime ben?…Hiçbiri olmuyor ama, acısıyla kalıyorumBileklerini kesen genç kızınKim bilir nasıl da umarsız kalmışYok anlaşılan denize açılan kapısı

Temalar

Şiirde geçen sözlük kelimeleri