Ahmet Ada

Serçe

Giydim ben de yalnızlık hırkasınıDilimde eski hüzzamlarKulağımda ipek sesi unutulmuş hatmi çiçeğininKar mavisi kirpiklerinin sesiBir güvercin curcunası olan yaz göğünün sesiUsulca çömelip yem arayan serçe sesiUçtum o serçeyleUçmasını bilen limon ağacının sesiBir Chagall resminin çocuksu sesiUykusuz şairler korosunun güneşli sesiSanayi sokağında hangarların oradaUçarı gölgelerin sesiMozaikler arasından püsküren bir çiçeğin sesiManastır avlusundaBir Sümer tabletinin kırık sesiYaklaştım yanına gök sayfaları arasındaSırlar saklayan kapıların sesiSeviyorsan beni hala saçındaki leylak sesi

Kökü ordadır diye sevdanınBir bumerang gibi sana döndümVaroşların burcu kalbineYaşadım beter bir aşkı, öğrendimKalp kalesinin ikiye bölündüğünüDolunayların senin çocuk gözlerine dolduğunuBunun şaşırtıcı bir şey olduğunuSolgun gelinciklere söyledimÜrgüp'teDevelerin üstünde hatıra fotoğrafı çektiren seyyahlaraBakırcılar çarşısının esnafınaÇömlek ustalarınaÇuha çiçeklerine söyledim dere boyundaBir tel uzadı ışıklı bir tel saçındaGiydim aşk urbasını sana geldim

Birdenbire yaz yağmuru başıboş caddelerdeGiyindim yağmuru sana geldimÜstelik vakit ikindi,Kalbe akan çınarların sesiBalkonların kuş vakti, vaktin sesiSeviyorsan beni hala pırıl pırıl sevdanın sesiYağmur muydu yağan yoksa yıllar mıKirli sarı bir şehir omuzlarımdaSokuldum kırık yazılaraYazıların veda sesiKuş sayfaları arasında