Kanto III
Kayanın sümbülünü leylağını, çılgın aylarınıMevsimlerin bırakıp gitti. Yeni oldu öleli.Savsak bir yel esti. Kıyıdaki kulübeninOltası yağmurluğu şapkası kedisiYalnız kaldılar o günden beri.Demek severdi deniziDemek kayanın sümbülünü
Daha dün konuşmadık mıydıKışın güneyin serin rüzgârınıKedilerle köpeklerle koşmadık mıydıDağlara doğru. Dağlara doğru frenkinciri,Pars.Annem öldü, yelin türküsü kapıdaydı hâlâAnnem öldü, demirkırı at kapıdaydı hâlâ
Kıyıda durdum bir çiçeğe su verdimKüçük kulübenin bahçesinde sabah serinliğindeBu bahçede kaç kere gezindiğini düşündümÇiçeklere su verişimi gözetlediğini düşündümSayısız yaprak arasından.Kapıda terlikleri. Tahta masada kuru üzüm taneleri.Kapının eşiğinde tekir kedi.Ölüm gök gürültüsü buz mavisiYokuş yukarı çıkınca köşede parsTepede saçını başını yolan ağaçlar:“Ne yapsam neye baksam uçurum”“Ölüm hiç işte, demek atları severdi”“Ölüm hiç işte, demek kedileri severdi”“Dağlara yamaçlara çıkayım uzun uzun”“Kendimden çıkayım kapılmadan burgaca”
Burada mı yatarken çıkardığıVerin bir köşeye gömelim takma dişlerini–Kimdi o bakan yaprakların arasından?