Fıskiyeliler
bütün fıskiyeler açık, bütün yazöğleden sonra, fıskiyeler uzak akrabalarımbenim, serin yaz sabahları uyanıkuzak akrabalarım pazar yerlerindedev büfelerin önünde hırçınparçalanmış giysiler içindeyılların yüküdür usulca yaşlandıranyılların yüküdür yolcu edenuzak akrabalarımı dinleyecekleri yerlere
uzak akrabaların dili farklı gülümölüm yakın fıskiyeler kadaruzaklardan geldiler pazar yerlerine,inşaat iskelelerine, temizliğe,uzak akrabalarım fıskiyeler gibisessizce inen gece gibi çekildilerkuytulara, gecenin koynunadenizin fısıltılarını dinleyerek uyudularportakal ağaçlarının uykusunukente en uzak bölgelerde
uzak akrabalarım beyaz atlılardıyeşil kapılardan, karlı doruklardan geldiler kentesıcak yaz günlerinde fıskiyeler açıkkenkentin tenekeden evlerine yerleştilerruh verdiler tenekeye, çiçek ektiler,kat kat etekler giydiler,rüyalar gördüler, dillerini türkülerdensüzdüler, şivan perwer dinledilerdenize karşı, yüzlerinde yılların kederi
fıskiyeler yine açık gülümmersin çarşı esnafı tavla oynuyordenize çok yakın yerlerde yağmur çiseliyorbu tarafa düşmüyor nedenseuzak akrabalarım çarşı içindeçay tütün satıyor gülümölüm kalbin kırıldığı yerden dönüyorçay ve tütün alıyorum, hüzünveriyorum nâzım, kör çocuğungözleri açılıyor seviniyorum
bu kent fıskiyeleriyle anılacaktırberrak maviliğiyle gökyüzününmeydana kadar yürüyorumsevgilimden mektup almış gibi sevinçliyimo sevinçle kaç kere özgürlüğü bir sümbül gibitaşıyıp gittim uzak akrabalarımabeter bir keder içindeyken kalbimnereye gidersem gideyim uzakakrabalarımın kara kehribar gözlerieğnimde, kuşlarla beraber
ben beraberim işte dostlarlayeryüzü kardeşliği bir ırmak gibi akıyoriçimden, toroslar'ı geçip mersin'e ininceah, her şey ne kadar inceliklifıskiyelerin berraklığı doluyor gözlerimedostların sesi ince bardaklardan boşalıyortutup elinden yürüyorum bir kızısonra yitiriyorum mersin çarşılarındaayrılık parmak uçlarımdanbaşlıyor nâzım, ayrılık her zamanyaman kelime bütün dillerde,en çok da kar gibi yağan türkçede,
uzak akrabalar ki yakışıyor fıskiyelere