Dayım Öldü
çatal kaşık sesi sonra çığlığıbir umutsuzluğa girerken dünyanındışarda kar saati kırılgan ipek gibikeder var odalarda keder varoysaki bir sürahinin dolu duruşu varannelerin yaslı duruşu varkuşlardan haber var sonraten nenni ten naturnaların birlikte uçuşunun güzelliği vardayım öldü trenlerin göğe doğru uçuşu varo gün uzun uzun yas bulutu yağdıo gün beyaza kesti bütün şiirlerimellerim gözlerim onardı geceyisabaha kadar beklettiler ölüyüsonra yıkadılar kefenledileruçtu gitti dayım güzel ne güzelöyle ki birazdan beni kucaklayacak sankiyan yana getirilmemiş kuşlar vardayımla aramdabir gül var yediverenaysız gecelerin demiryolu çiçekleriistasyonlar var gurbet yüklüyoksulluklar var sevgili onat“yoksulluklardan bir devrim bile yapılabilirama hiçbir şeyhiçbir şey yapılamaz ayrılıklardan”dayımdı yoksulluklardan karanfil çıkaranoydu yoksullukları şu kadarcık kılanbir mucizeydi belki dayımbaşkalarının hayatını yaşayankuşlar göç etmekten vazgeçmeyecekler miderdi dayımgölgesiydi bayram giysileriminne yapsam hoş görüşlerdikürdilî şarkılardı, tebriklerdiyıllardır hep böyleydi çocuklaraten nenni ten naeşyaya dokunsa eşya yanımızdakutlu bir türküydüdayım farkındaydı ellerini uzatsabir kuş öterdi ellerinin uzantısındabir kuş vazgeçmeyen göç etmektenpaul klee yapmış mıydı resminimavi bir atın üstünde dörtnalagiderken dünyaya ölüm süvarisibakarlar bakarlar da göremezlerne kuşu ne atı ne süvariyiyabancıdırlar yalnız ve çaresizdayım olsa görürdü gündoğumunun ötesinikışta yazda bahardadayımla aramda yalnız atlılar varatlılar ölüm yüküotların ötesine geçemiyoruz bir türlüben çocuktum sarışınlık taşırdımbir rüzgârın terkisindesonra dayım öldü göğü gördümkanadım uğrun uğrun sevda sözcükleriylegöğü gördüm, ağacı – utançtan terlemeyiöğrendim yokluğunda dayımınsapsarı bir bozkır çiçeğinin yanında