Abdurrahim Karakoç

Renkler-şekiller-sayılar

Biz biber şerbetini içerek büyütüldükOtsuz, susuz, gölgesiz topraklarda güdüldükHer gün bir değirmene girerek öğütüldük

Bu ne mantıksız oyun, bu ne ölçüsüz sahaAkşama gözlü girer, kör çıkarız sabaha...¥Yaptığımız köprünün nöbetçisi AzrailYattığımız yatağın uykusu bizim değilYediğimiz yemeğin suyu kan, ekmeği kil

Hayret! Elsiz ayaksız yürüyoruz felahaAkşama temiz girer, kir çıkarız sabaha...¥Korkunun koynundayız bugün-yarın arasıDünyamız tescillenmiş dört duvarın arasıBin yıllık fetret çağı dede torun arası

Sevginin kapısını açan olmadı dahaAkşama kolay girer, zor çıkarız sabaha...¥Hayat güzel mi, nasıl? Beden gurbet, can garipYatmamız mukaddermiş ateşe yorgan seripYokluk başucumuzda sallanan yağlı bir ip

Umutlar çöl serabı, mezarlıklar tek vahaAkşama iki girer, bir çıkarız sabaha...¥Yüzümüze baktıkça gölgemiz bize gülerIrmaklar bize ağlar, göl-deniz bize gülerDağda kar, evde koltuk, yolda iz bize güler

Kulluğun idrakinde kul olmadık Allah’aAkşama hayır girer, şer çıkarız sabaha...

(Suları Islatamadım)

Temalar