Hayatımızın Tercümesi
“Biz-biz” diye avunduk, biz yoktu, “ben”ler vardıSiyaset sofrasında bizi yiyenler vardı...
Körpe hayallerimiz kör tırpanla biçildiİşret meclislerinde kanlarımız içildi...
Dağlar yürüsün diye atlas yelkenler gerdikNemi kurusun diye denizlere un serdik...
Nurdan gömlek giydirdik çamurdan heykellereİnanmıştık bir kere, aldatıldık bin kere...
En halis niyetlerle en pis çukura düştükBir gün hakikat ektik, her gün yalan bölüştük...
Aldatmadık... aksine her mevkide aldandıkAteşlerde üşüdük, akan sularda yandık...
Gereksiz bir noktaydık NATO’nun kuyruğundaVe şimdi robotlaştık IMF buyruğunda...
Ülkeyi parselledi yabanın kaçkınlarıVatandan bihaberdir vatanın seçkinleri...
Türkiye’nin kaderi Türk’ün elinde değilBu zilleti çekmek zor, eğil ey başım eğil! ..
Oyuncular kapkaççı, hakemler gayr-i adilKaygısız yaşamak mı? .. Köleliğe muadil.
Haysiyet sarayından indirdiler kadınıSoydular, “çağdaş” diye süslediler adını...
Ne kalbimiz çalışır, ne beynimiz düşünürMetalden mamul robot belki bizden daha hür...
Mukallitlik bahsinde maymundan ilerdeyizGün boyu tuvalette, mutfakta, kilerdeyiz...
Demedik haram/helâl, lükse israfa daldıkZayıf halkı sömürdük, devlet malını çaldık...
İnançla, ibadetle karıştırdık riyayıEmirle, siparişle görmekteyiz rüyayı...
Borçlar boydan aşınca irademiz çözüldüDüşünce yollarına ne mayınlar dizildi...
Çoğalıyor her cinsten canlı heykellerimizGünbegün öpülmekten eskiyor ellerimiz...
Mülk yalan, malik yalan, mülkün temeli yalanSığınmacı melezler mülkü ettiler talan...
Korkaklardan put yapıp korkunç imaj yükledikŞişirdikçe şişirdik küçüğü büyükledik...
Küçücük gövdemizle dünyayı taşıyoruzYaşamak buysa eğer mutlaka yaşıyoruz...
Mezar taşları diri, mezar taşları canlıMezardaki ölüler bizlerden heyecanlı...
Şarlatanı, zorbayı kurtarıcı sandık bizYalancı rehberlerin iğfaline yandık biz...
Bitti-tükendi işte, “eğer, belki ve şayet”.Sızlanmak nafiledir, boşadır her şikâyet...
Tablo karanlık, lakin aydınlık hiç yok değilKarnımız tok olsa da gözlerimiz tok değil...
Doğmadık bebeklerin duası var yollardaŞifa bulmaz yaranın devası var yollarda...
Yeter ki dik duralım, ahmaklık yapmayalımYeter ki çıkar için Hak yoldan sapmayalım...----
18 Temmuz 2000(Parmak İzi)