Yedi Eyvah
Fayton koştular diyorum atlaraKırbaçlar yedi fayton, kan ter içindeBazen olur böyle şeylerYer değişir inanmakla yetinilen değerlerFayton koştular diyorum atlaraÇocuklar bu işe anlam verdiler
Ey faytonu fayton, atı sadece at bilenler!Ey faytondan bir at olup inenler!
Tuhaftır, yaprağın yerine geçti rüzgârYaprak yerine geçince öğrendi savrulmayıBir ağaçtan bir daldan uzak düşmek nasılmışCan çekişmek parkta içen sarhoşun ayak altındaGüzün simgesi olmak, yaz logosu olmak varkenRüzgâr bunu yaprağa dönüşünce öğrendiKim ne kadar ders almıştır, bilinmezBilinir bir rüzgârın kopararak estiği
Ey rüzgârken yaprak olup düşenler!Ey yaprakken rüzgârı aşk bilenler!
Usta çıraktan öğrendi dükkan süpürmesiniAzar, küfür ve kulağı çekilmekNasıl acı verirmiş, usta bunu öğrendiŞimdi kuşlar açıyor dükkanını her sabahYıldızlar kapatıyor akşam oluncaRoller değişti birden, değişir bazenBir çay söylüyor usta bir koşu çırağına
Ey her zaman usta olan çıraklar!Ey ustalaştıkça çırak kalanlar
Çiçeklerden biriydi, bahçenin yerine geçtiYakışıklı bahçıvandan tomurcuklar doğurduÇit çekti etrafına, çocuklar girmesin diye"Sevgiliye", "hastaya" diyen koparıp gitmesinNeymiş efendim, görenin hakkı varmış bahçedeGül koklamak hakkıymış oradan geçenlerin"Hayır! " dedi bahçenin yerine geçen çiçekBulutlar hakkıdır elbet dağlarınBahçe sahibinden önce bahçıvanın hakkıdırEmeğin, suyun, toprağın
Ey bahçe kadar geniş çiçekler!Ey bir çiçek bile açamayan bahçeler!
Anılara dalıp gitmiş ihtiyarGenç bir kızı belinden o güçlü kollarıylaKütür kütür göğsünden, dudaklarındanAlıp beyaz badanalı bir eve girmelerdenYemek yemelerden, sevişmelerdenBahsetti sırtını yasladığı duvaraÖksürüklü bir geceye dayandıAnıları ayakta tutan bastona
Ey gençliğini tam bir ihtiyarEy yaşlı zamanını genç gibi yaşayanlar!
Aşk orda yağmur yağarken burada ıslanmaktırTanımından hemen sonra şu soruyu sormaktır:-Gar mı bekler treni, yolcu adayları mı?Beklesen ne olacak tren bağımlı raylaraDiyor ve öneriyor aşksızın biriKamu davası açmayı biten bir aşka
Ey ateşken bir kartopu olanlar!Kar olduğuna bakmayıp ateşe aşık olanlar!
Dışarıda oturur gibi evde oturanlar vardırEvi ev yapan diyorum paylaşmalardırBir buğday tanesini milyonlarca başağaÇevirmek olsa gerektir ev yorgun bir yolculuktanHemen sonra gemiyi bir limana
Ey evlerini gemi sananlar!Fırtınalar atlayıp bir limanda batanlar!